5 Mayıs 2015 Salı

SEVGİLİ EBEVEYN LÜTFEN OKUR MUSUN?


 
Sevgili anne ve babalar, göz bebeği evlatlarınızın bazı davranışları sizleri üzüyor, zaman zaman sinirlendiriyor mu? Bu çocuk nasıl böyle oldu?, Biz seni böyle mi yetiştirdik? sorularını sıkça mı sormaya başladınız? ya da neler yapsam çocuğum erdemli, ahlaklı, dürüst olur? diye kendinize soruyor musunuz....
Gelelim cevaplara.... Aklınızdan çıkarmamanız gereken en önemli şey, çocuklarınızın sizleri model aldıklarıdır. Çocuğunuz doğumundan itibaren ilk olarak anne ve babasını gözlemler. Yaşı ilerledikçe sosyal çevreyle etkileşime girer ancak anne ve baba davranışlarının tabiri caizse temelini atarlar. İşte bu noktada sizlere birkaç hatırlatmada bulunmak isterim.
Çocuklarınızın size saygı göstermesi ve iltifat etmesini istiyorsanız;
Çocukların kusurlarını suçlarını alay ve hakaretle karşılamayın, her şeylerini tenkit etmeyin zira tenkit edilen çocuk çekingen olur(Olumlu tenkitler hariç). Onları yargılamadan dinleyin ve onları anlamaya çalışın. Onlara yetişkin bir birey gibi yaklaşın ve saygı gösterin. Çocuk diye küçük görmeyin, o anlamaz demeyin.
Çocuklarınızın saygılı  olmasını istiyorsanız;
Ona karşı daima güler yüzlü olun. Küçük kabahatlerini cezalandırmayın. Onun hislerine değer verin ve bunu gösterin. En zor olanı göstermek. Çoğunuz neyin doğru olduğunu bilir ancak bu doğruyu davranışa dönüştürmez/dönüştüremez. Merak etmeyin otoriteniz falan sarsılmaz, daha da güçlenir. Özellikle babalara sözüm.
Çocuklarınızın sözünüzü dinlemesini istiyorsanız;
Henüz çocukluk döneminden itibaren, sorumluluk bilinci kazandırmak çok önemli ancak onlardan yerine getirebilecekleri şeyleri isteyin. Kuru tehdit savurmayın. Çocukların kardeşlerini sevmeleri için birini cezalandırırken, öbürünü mükafatlandırmayın bu düşmanlığa yol açar. Birini severken ve takdir ederken aynı şeyleri diğerine de yapın. Birbirlerine hakaret ettikleri zaman hemen araya girin. Ceza verirken suçun kimde olduğuna bakın. En önemlisi tüm kararları verirken obektif olarak onları dinleyin.
Çocuklarınızın güvenini kazanmak istiyorsanız;
Sözüm ilk olarak özellikle annelere. Çocukları babaları ile korkutmayın, babasından ve annesinden her olumlu hareketinde destek göreceğini anlatın. Onların sevinçlerini paylaşın, acılarına ortak olun, size bir şey sorduklarında ilgiyle cevap verin. Çocukların size güvenmesini sağlamak için onlara boş vaatlerde bulunmayın, vaadinizi yerine getirin, eşler olarak birbirinize saygı gösteriniz çocuklarınızın önünde birbirinize karşı kırıcı davranmayın.
Çocuklara insanları sevdirmek istiyorsanız;
Onlara daima iyi insanlardan bahsedin. Dünyadaki yardımlaşmadan ve iyiliklerden söz edin. Biilmelisiniz ki onların yeşermekte olan beyinlerini siz nasıl programlarsanız, ona inanırlar. Bilin ki öğrenilmiş ve kanıksanmış bilgilerin, algılamaların değişimi çok zordur. Yani yaşı otuza da gelse birçok şeyi gözlemlese de sizin o ilk ektiğiniz tohumlar, hep O’na çağrışım yapacaklar.
Çocuklarınızın kıskanç olmamasını istiyorsanız;
Çocuğun yanında durumu iyi olanları çekiştirmeyin. Varlıklı, işi yerinde, mutlu insanların başkalarını düşünmeyen insanlar olduğunu söylemeyin. Çalışmanın önemli olduğunu ve rızkın Allah tarafından garanti edildiğini öğretin.
Çocuklarınızın hayal ve kabus görmemelerini istiyorsanız;
Onlara sihirden, büyüden, peri masallarından, Kaf dağının ardındaki devden, kötü kalpli cadıdan vs bahsetmeyin. Özellikle televizyona kota koyun, yaşlarına uygun olmayan programları izlettirmeyin yapamıyorsanız siz de izlemeyin.
Çocuklarınızın inatçı olmamalarını istiyorsanız;
Onların her istediğini yerine getirmeyin, çünkü böyle bir durumda istediği şeyi alamayan çocuk inatlaşabilir. Yalnızca onların haklı isteklerini yerine getirin.Eğer çocuk illa da istiyorum diye tepinmeye başlar ve sizde bundan sonra istediğini yerine getirirseniz çocuk haklı haksız her istediğini elde etmek için tepinir.
Çocuğunuzun yalancı olmamasını istiyorsanız;
İlk olarak siz yani anne ve babalar “yalan söylemeyin”. O’na sürekli yalanın kötülüğünden bahsedin, daha küçüktür diye yalanlarını hoş görmeyin. Eğer çocuk suçunu itiraf ediyorsa O’nu cezalandırmayın. Çünkü bazı durumlarda çocuk sırf yalandan kurtulmak için yalan söyler.
Çocuklarınızı amaçlı, enerjik ve hayata sıcak bakan bir fert yapmak istiyorsanız;
Onlara ders yönünden fazla baskı yapmayın, bunun yerine dersin öneminden bahsedin. Onu hoşlandığı ve yeteneği olduğu mesleğe yönlendirin. Çocuğu sosyal faaliyetlere katın (Spor faaliyetler,Halk oyunları,satranç,resim vb.).  Eğer ilk çocukluk döneminden itibaren sorumluluklarını bilen bir birey olarak yetiştirmişseniz işiniz daha kolay.
Çocuklarınızı düzene ve temizliğe alıştırmak istiyorsanız;
Öncelikle siz düzenli ve temiz olun. Yataklarını ,oyuncaklarını,kitaplarını ve düzelttiklerinde tebrik edin ve onlara ödül verin. Ama her zaman ödül vermeyin. Zira ödül araç olmaktan çıkıp amaç olabilir. Çocuklara dürüstlük aşılayın,mutluluğun sadece  parada ve zenginlikte olmadığını canlı bir örnekle anlatın. Onlara hep şefkatle ve sabırla yaklaşın.
Çocuklarınızın cimri olmamalarını istiyorsanız;
Paraya çok değer vermeyin. Fakirleri ve yardıma muhtaç olanları koruyun, kollayın. Çocuğunuzun yanında yardıma ihtiyacı olanlara yardım edin. Bu onlarda merhamet duygusunun gelişmesine yol açacaktır. Komşusu aç iken tok yatılamayacağını onlara aşılayın.
Çocuklarınızın sağlıklı olarak yaşamlarını sürdürmelerini istiyorsanız;
Çocuklarınızın üstüne çok titremeyin.Temiz havadan, kırdan, güneşten istifade ettirin. Vücudunu ilaca alıştırmayın.Yemeğini düzenli yemesi için (Mümkün olduğunca) yemek saatleri dışında yemek yemesine müsaade etmeyin. Evde bir takım kurallarınız olsun. Yemek saati gibi.
Çocuklarınızın düzgün, erdemli, ahlaklı olmalarını istiyorsanız;
Çocuklarınıza islamı öğretin. Öncelikle islamı sizler yaşayın, yaşayin ki sizi örnek alsın. Çocuk sağını ve solunu öğrendiğinde O’na namaz kılmayı öğretin. İslamdan bahsedin. İslamı yaşayın ve yaşatın.

Bir çocuk, düşman bir çevrede yaşarsa, kavga etmeyi öğrenir.
Bir çocuk korku içinde yaşarsa, korkmayı öğrenir.
Bir çocuk kıskançlık içinde yaşarsa, nefret etmeyi öğrenir.
Bir çocuk ona cesaret veren bir çevrede yaşarsa, kendine güvenmeyi öğrenir.
Bir çocuk onu öven bir çevrede yaşarsa, o da takdir etmeyi öğrenir.
Bir çocuk sevgi  içinde yaşarsa, sevmeyi öğrenir.
Bir çocuk kendine değer veren bir çevrede yaşarsa, bir gayesi olduğunu öğrenir.
Bir çocuk dürüst muamele görürse, adaletin ne olduğunu öğrenir.
Bir çocuk doğruluk içinde yaşarsa, hakikatin ne olduğunu öğrenir.
Bir çocuk daima dostluk, güler yüz anlayış gösteren bir çevrede yaşarsa, dünyanın içinde  yaşanacak güzel bir yer olduğunu öğrenir.
Kısaca ,çocuk yaşadığı çevreyi örnek almayı öğrenir.

ERKEK ERGENLERİN KURALDIŞI DAVRANIŞLARINDA BABA ETKİSİ



Bugün ki yazımda, babanın kişilik özellikleriyle erkek ergenlerin kuraldışı davranışları arasındaki ilişkilere değinmeye çalışacağım.
Çocuk gelişiminde annenin etkin rolü uzun yıllardır bildiğimiz bir gerçekliktir ancak son yıllarda yapılan çalışmalar, annenin yanında babanın da önemini dikkate almış ve çocukların gelişiminde anne ve babanın birlikte rol oynadığına hatta değişen sosyal ve ekonomik koşulların, çocuğun gelişim sürecinde babanın öneminin ön plana çıktığına dikkati çekmiştir.
Babanın aile içinde çocuk ile iletişimi arttıkça çocuğun davranışlarını etkileme özelliği de artmaktadır. Özellikle erkek çocuk prestij modeli olarak kabul ettiği babanın davranışlarını içselleştirir ya da biyolojik olarak sahip olduğu yatkınlıkları ortaya çıkartma yatkınlığı gösterebilir. Bu davranışlar olumlu ya da olumsuz olabilir. Kural dışı davranışlar olumsuz davranışlara örnek verilebilir.
Kuraldışı davranışlarda ergenlerin yetişkinlere oranla daha fazla kuraldışı davranış sergilediği; cinsiyet faktörünün kuraldışı davranışlarla ilişkisine baktığımızda ise, erkek ergenlerin, söz konusu davranışları daha fazla yaptığı görülmektedir.
Acaba erkek ergenlerin kural dışı davranışları ile babalarının kişilik özellikleri arasında bir ilişki var mıdır?
Yapılan araştırmalarda liseli ergenlerde, kuraldışı davranışlar arasında en yüksek yüzdeye sahip davranışın, kopya çekmek olduğu, bunu, statü suçu ve başkalarını kandırma ile statü suçu ve okul kurallarına aykırı davranmanın takip ettiği görülmüştür. Baba ile yakın ilişkide bulunan çocukların, daha uyumlu olduğu, benlik saygılarının daha yüksek olduğu, okulda daha iyi fonksiyon gösterdiği, daha az antisosyal davranışlar sergilediğine dair çalışmalar bulunmaktadır.  Ayrıca, madde kullanan ergenlerin ebeveynlerinin, madde kullanmayan ergenlerin ebeveynlerine oranla daha fazla kişilik bozukluğu tespit edilmiştir.
Tüm bu araştırmalar aslında öğrenme kuramları ile önemli ölçüde örtüşmektedir. Bandura, normal büyüme sancıları olarak nitelendirdiği bu davranışları, öğrenme ve aile veya çevreden model almanın temellendirdiğine değinmiştir. Yetişkin modeli örnekleri televizyondan da aktarılırsa da baba ve anne birinci derecede model teşkil etmektedir.
Ergenlikte kuraldışı davranışlarda aile ve çevresel nedenler bağlamında çocuğun kuraldışı davranışlara yönelmesindeki en önemli nedenlerden birinin, anne veya babanın çocuğa önemli model oluşturamaması olduğu bilinmektedir.  Anne-baba tutumu, sosyo-ekonomik düzey, ergenin ilgileri, ergen üzerinde kurulan aile kontrolü, duygusal istismar, aile bağları gibi konularla ilgili araştırmalara rastlanırken, babanın kişilik özellikleri ile ilişkisine dayalı yeteri kadar araştırma yapılmadığını da burada belirtmek isterim.
Biz bu yazımızda bu konu üzerine birkaç kelam etmek niyetindeyiz.
Babaların kişilik özelliklerinden, insanlara güvenmeyen, işbirliğinden çok, yarışmaya eğilimli, bağımsız, mücadeleci, uyanık, tepkisel, şüpheci, kendini düşünen gibi özellikleri ağır basanların, erkek ergen çocuklarında madde kullanımı ve satışıyla birlikte, kavgalarda kesici silahlar kullanmayla ilgili davranışlarında diğer ebeveyn özelliklerine sahip ergenlere göre artış görülmektedir. Ayrıca bu gençlerde öfkeyi kontrol edemeyip başkalarına saldırgan davranışlarda bulunma ve kavgalara karışma davranışlarının arttığı görülmüştür.
Babanın kişilik özelliklerine bakıldığında muhafazakar, yeniliğe dirençli, ince düşünmeyen, ilgi alanları sınırlı, geleneksel gibi özellikleri ağır basanların, erkek ergen çocuklarında, çocuk/genç olma statüsüne uygun olmayan davranışlar ve okul kurallarına aykırı davranışlarının arttığı görülmektedir. Ayrıca, bu baba kişilik özelliğine sahip erkek ergenlerin hırsızlığa oranla ciddiyeti daha az olan haber vermeden başkalarının eşyalarını alma gibi davranışlarının arttığı görülebilmektedir. Araştırmalarda muhafazakar, yeniliğe dirençli, ince düşünmeyen, ilgi alanları sınırlı, geleneksel gibi özellikleri baskın babaların, erkek ergen çocuklarında, çocuk/genç olma statüsüne uymayan ve başkalarını aldatmaya yönelik davranışlarında artma görülmüştür.
Burada belirtmek gerekir ki; ergenlik döneminde yoğun yaşanılan öfke duygusunun sevgi, korku, hoşlanma gibi temel duygulardan biridir ve bu durum ergenin karşılaşacağı baskı, engellenme, hayal kırıklığı, incinme, korku, haklarının çiğnenmesi karşısında gösterdiği duygusal bir tepkidir.
 Bu noktada; ergen, babasının yeniliğe dirençli, geleneksel, muhafazakar yapısının doğurduğu davranışlarla karşılaştığında, engellenme, hayal kırıklığı ve haklarının çiğnendiğini düşünebilir. Bu duygular neticesinde öfkesi artan ve kendisini daha doğru nasıl ifade edebileceğini bilemeyen ergen, öfke duygusunu sözel olarak veya davranışa dökülerek dışarıya aktarabilir.
 Araştırmalarda elde edilen bulgulardaki ortak nokta, babanın Gelişime açıklık ve Yumuşakbaşlılık/Geçimlilik temel faktörtörünün erkek ergenin gerçekleştirdiği kuraldışı davranışlar ile ilişkisidir. Bandura’daki özdeşleşme kurulan modelin bir insan olmayabileceği, kurgu, tarihi kahraman, genellenmiş ideal kişi de olabileceği bilinmektedir. Bu bağlamda bulgular, özdeşleşilen modelin baba veya babanın davranışsal yansımalarının kural dışı davranışlara neden olan ve ailesel faktör olduğu düşünülebilir.
Demografik bilgilerden elde edilen babaların yaşı, işi ve stresi ile ilgili değişkenler ve erkek ergenlerin kural dışı davranışları arasında ki ilişkiye baktığımızda ise; baba yaşı ve babanın iş stresi, ergenin kuraldışı davranışlarındaki sıklıkta fark oluşturmamaktadır.
Erkek ergenlerin, kuraldışı davranışları içinde yer alan binalara zarar verme davranışı, babası çalışmayan ergenlerde daha sık görülebilmektedir. Belirtmek gerekir ki; lise öğrencilerinin özsaygı düzeylerini etkileyen etmenlerin belirlenmesine yönelik yapılan çalışmada, örneklem içindeki en düşük özsaygı düzeyine sahip olan öğrencilerin, babaları işsiz olan öğrenciler olduğu bulunmuştur.  Yani, ergenin babasının çalışmamasının, ergende özsaygının düşmesine neden olabileceği ve özsaygısı düşük ergeninde diğer ergenlere oranla kuraldışı davranışlara daha yatkın olduğu görülecektir.
Erkek ergenlerin kuraldışı davranışları içinde yer alan statü suçu ve okul kurallarına aykırı davranışlarına bakıldığında, babaları ilköğretim mezunu olan erkek ergenlerin, statü suçu ve okul kurallarına aykırı davranışları, babaları lise ve üniversite mezunu olan ergenlere göre daha fazla gerçekleştirdikleri bulgusuna ulaşılmıştır. Bir başka araştırmada, üniversite öğrencilerinin sürekli öfke ve öfke ifade biçimi düzeylerini incelenmiş ve ebeveynleri ortaokul mezunu olan öğrencilerin öfkelerini dışa vurma düzeylerinin lise ve üniversite mezunu ebeveynlerin çocuklarına göre daha yüksek olduğuna ulaşılmıştır.
Türkiye gerçeğini göz önünden ayırmadan ifade etmem gerekir ki, babaların artık bir dost, bakıp büyüten kişi, hayat arkadaşı koruyucu figür, rol model, ahlaki rehber, öğretmen ve içinde yer aldığı kültürel gruba ve tarihsel döneme göre önemi değişen, evi geçindiren birey olarak daha önemli roller üstlenmeleri gerekmektedir.
Çocuğun yetiştirilmesi ve gelişimi açısından, babaların durumun farkındalık seviyelerinin artırılması ile birçok sorun önleyici rehberlik açısından gereklidir.

KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ İLE AKADEMİK BAŞARI ARASINDA NASIL BİR İLİŞKİ VARDIR?



Kişilik, birçok alanla ve kavramla ilişkilendirilerek çalışmalar yapılmakta olan ve üzerinde çalışılmaya devam da edilecek olan bir muamma…
Kişiliğin, ilişkilendirildiği kavramlardan birisi de “başarı” kavramıdır. Türk Dil Kurumu’ndaki tanımlamaya göre; Başarı genel olarak, “kişinin yetenek ve yetişmeye bağlı olarak gösterdiği anlık ya da eylemsel etkinliklerinin olumlu ürünü” şeklinde tanımlanmaktadır. Akademik başarı ise bir eğitim veya öğretim kuru
munda, okutulan derslerde geliştirilen ve öğreticiler tarafından takdir edilen notlarla ya da her ikisi ile belirlenen beceriler veya kazanılan bilgilerdir.
Bazı araştırmacılar tarafından bireylerin eğitim ve iş hayatında başarılı olabilmeleri için, bilişsel yetenekler yanında belirli kişilik özelliklerine de sahip olması gerektiği ileri sürülmüştür. Bu kapsamda, kişilik özelliklerinin öğrencilerin akademik başarıları ile ilişkili olduğu yönünde özellikle yabancı yazında çalışmalar vardır.
Üniversite sınavlarına hazırlanan gençlerin ve ailelerinin yaşadıkları problemlerden bir tanesi başarı düzeylerinin düşük olması. Pekala acaba burada öğrencilerin kişilik özelliklerinin etkisi var mı? Yoksa çalışmadıkları için mi durum bu! Yani hangi kişilik özelliğine sahip olunursa olunsun çalıştıktan sonra akademik başarı gelir mi?
Bu sorulardan sonra tahmin edebileceğiniz gibi, ben bu yazıda, kişilik özellikleri ile akademik başarı arasındaki ilişki üzerinde duracağım.
Türkiye’de yapılan çalışmalara nadir rastlanmakla birlikte bunlardan bir tanesinde, gelişime açıklık ve özdisiplin kişilik özellikleri ile akademik başarı arasında pozitif ilişki, nevrotiklik kişilik özelliği ile akademik başarı arasında negatif bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Yurt dışında bir başka araştırmada, tıp öğrencileri üzerinde öğrencilerin beş faktörlü kişilik özellikleri ve akademik başarıları arasındaki ilişkiyi ortaya koymaya yönelik yaptıkları çalışmanın sonucunda, özdisiplin kişilik özelliğinin öğrencilerin yılsonu notlarını yordadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca, akademik başarı ve kişilik özellikleri arasındaki ilişkiyi ortaya çıkarmaya yönelik bir çalışmada, özdisiplin kişilik özelliğinin ve özellikle özdisiplinin alt unsurlarından olan başarı için çabalamak özelliğinin, başarıyı yordadığı sonucuna varılmıştır.
Üniversite öğrencileri üzerinde yapılan bir  araştırmanın sonucunda nevrotiklik kişilik özelliğinin, gelişime açıklık, uyumluluk ve özdisiplin kişilik özellikleri ile akademik performans arasında olumlu bir ilişki olduğu bulunmuştur.
Yapılan araştırmalara göre; Beş Faktörlü kişilik özelliklerinden sorumluluk faktörü akademik başarı ile olumlu ilişki içindedir ve akademik başarının en güçlü yordayıcısıdır. Bu bulgu sonuçları odaklanma ve organize olma, planlama ve ev ödevi yapma gibi sorumluluk davranışlarının önemini göstermektedir.
Buradan yola çıkılarak; Beş Faktörlü kişilik özelliklerinin öğrencilerin akademik performanslarını yordamada kullanılabileceği ve faydalı sonuçlar elde edilebileceği ileri sürülebilir.  Kişilik ve akademik başarı üzerinde yapılan bir çalışmada, organize olma ve güdülenme ile ilgili olan sorumluluk, öğrenim sürecindeki en önemli olan özellik olarak tespit edilmiş ve bunun sonucu olarak, öz disiplin, başarma duygusu ve düzenli olma gibi sorumluluk özelliklerine sahip olmayan öğrencilerin sınav sonuçlarının olumsuz olacağı muhtemeldir.
Yazında yer alan araştırmalar beş faktörlü kişilik faktörlerinden, özellikle açıklık ve sorumluluk boyutunun akademik performans ile ilişkili olduğunu göstermektedir. Sorumluluk faktörünün; bireye belli bir ders çalışma disiplini ve sınavlara dikkatli bir şekilde hazırlanma alışkanlığı kazandırması nedeniyle, akademik başarının güçlü bir belirleyicisi olduğu tespit edilmiştir.
Akademik başarı ile ilişkili olan bir başka kişilik faktörü de açıklıktır. Açıklık, yeni fikirleri kavrama becerisi, meraklı olma ve deneyime açık olma eğilimi ile ilgilidir.
Diğer taraftan uyumluluk, duygusal denge ve dışa dönüklük boyutlarının öğrencilerin akademik başarısını anlamlı düzeyde yordamadığı tespit edilmiştir. Kişilik özellikleri ile akademik başarı arasındaki ilişkiyi irdeleyen araştırma bulgularının farklılık göstermesinin en önemli nedenlerden birisi örneklem ile ilgilidir. Zira okul ya da öğrenim hayatının evrelerinde başarıyı yordayan farklı kişilik özelikleri olabilmektedir.
Öğrenim sürecinde uyumluluk faktörünün daha çok ilk ve orta öğrenim düzeyindeki okul başarı ile ilişkili iken; sorumluluk faktörü ise daha çok, üniversite düzeyindeki akademik başarı ile ilişkilidir.
Yapılan araştırmalar ve alan yazın taramaları sonucunda, sorumluluk, özdisiplin ve açıklık faktörleri akademik başarıyı anlamlı düzeyde yordamaktadır.
Sonuç olarak, sınavlara hazırlanan öğrencilerin başarılı ya da başarısız olarak adlandırılmalarında kişilik özelliklerinin etkileri büyüktür. Günümüzde artık kişilik ile ilgili çalışmaların artması nedeniyle bu durumu sadece genetik faktörlerle açıklamak yetersizdir. Bu kişilik özelliklerinin büyük bir kısmı, özellikle modelleme yoluyla kazanılan özellikleridir. Anne ve babalar olarak çocuklarımıza yapabileceğimiz en büyük yardımlardan bir tanesi, onlara sınav hazırlık yılında, özel hocalar tutmak, en iyi dershanelere göndermek gibi maddi imkanlar doğrultusundaki eylemlerle değil, çocukluklarından itibaren -akademik başarı için- sorumluluk, özdisiplin ve açıklık gibi kişilik özelliklerini kazandırabilmek için model olmaktır.