Saygıdeğer okurlarım;
Gelişim, döllenme ile başlayan ve yaşam
boyu devam eden bir süreçtir. Bu süreçte tüm
bireyler için geçerli olan bazı evrensel
ilkeler olduğunu geçen hafta belirtmiştim.Şimdi
bu ilkeleri biraz daha yakından tanıyalım.
1. Gelişim, Süreklidir ve Belli Aşamalarda (dönemlerde) Gerçekleşir.
Gelişim, döllenmeden itibaren ileriye doğrudur, aşamalı ve birikimli olarak
devam eder ve dinamik bir olgudur. Gelişimin aşamaları-dönemleri şunlardır:
0-2 : Bebeklik Dönemi
2-6 : İlk Çocukluk Dönemi (oyun dönemi)
6-12 : Son Çocukluk (Okul Dönemi)
12-18: Ergenlik Dönemi (ilk yılları erinlik dönemi)
18-25 : Gençlik Dönemi
Gelişim birikimlidir ve davranışlar birbirine dayalı olarak gelişir. Gelişimde
durma ya da ara verme yoktur.İleriye doğru yavaş ya da hızlı bir şekilde devam
eder. Gelişimin yukarıda belirtilen aşamaları hiyerarşik olarak geçekleşir. Her
aşama öncekine bağlıdır ve bir sonraki aşamayı ilgilendirir. Aynı zamanda
aşamalar iç içe geçmiştir. Örneğin;3-4 yaş çocuklarına okuma-yazma öğretmeye
çalışmak boşuna bir çabadır.Çünkü çocuk belli bir olgunlaşma sürecinden
geçmeden belli becerileri kazanamaz.Buna karşılık dört yaş çocuğu sayı sayamaz
,renkleri ayırt edemezken en güç müzik parçalarını öğrenebilir.Erişkinlerin bin
bir güçlükle öğrendikleri bir yabancı dili ,o dilin konuşulduğu ortamda,çok
kısa sürede kapabilir.şaşılacak ölçüde akıcı ve kıvrak konuşabilir.Sırası
gelince ana ve babasına çevirmenlik bile yapabilir.Çocuklar ilk yıllarda beden
eğitimi alanında da kolayca beceriler edinirler.
2. Gelişimin
Hızı Her Yaşta Aynı Değildir. (Gelişim, nöbetleşe devam eder.)
Gelişim özellikleri bazı dönemlerde hızlanırken, bazı dönemlerde
yavaşlayabilir. Bir özellik (örneğin;zihinsel gelişim) bir dönemde hızlı iken
(örneğin son çocukluk döneminde), bazı dönemlerde duraklayabilir
(örneğin;ergenlik döneminde). Gelişim tüm alanlarda aynı hızda görülmez.
Bireylerde konuşmanın yoğun olduğu dönemde, yürüme davranışı yavaşlar ya da
bedensel gelişim son çocukluk döneminde yavaşlarken, ergenlik döneminde
hızlanır. 0-2 yaşında bedensel gelişim hızlı iken diğer alanlar daha yavaştır.
3-6 yaşında ise duygusal ve sosyal gelişim artarken, bedensel gelişim yavaşlar.
3.Gelişim, Kalıtım, Çevre ve Zamanın Ortak Etkileşiminin Bir
Ürünüdür.
Kalıtım; bireye genetik yolla anne babadan geçen cinsiyet, göz rengi, zeka
kapasitesi, bedensel biçim gibi yapısal özellikleri kapsamaktadır. Gelişimde
bir de bireyin çevre ile etkileşiminin-yaşantılarının etkisi bulunmaktadır.
Örneğin; Bireylerin sahip olduğu zihin(zeka) kapasitesi kalıtım yoluyla gelen
bir özellik iken; Bunun ne kadarının kullanılabileceği yani, işlevsel olacağı
çevre ile etkileşimi sonucundaki yaşantı zenginliklerine bağlıdır. Yine
bireylerde huy, mizaç yetenek düzeyi gibi özellikler çevreye bağlı olarak
gelişir. Gelişimde kalıtım ve çevrenin etkisiyle ilgili olarak yapılan
tartışmaların sonucunda, davranışların (zeka, yaratıcılık, problem çözme)
ortaya çıkmasının kökeninde bu iki unsur birlikte ele alınmaktadır. Yani,
kalıtım ve çevrenin birlikte etkileşerek bireyin özelliklerinin ortaya
çıkmasında ortak rol aldıkları kabul edilmektedir ve araştırmalar bu iki
unsurun etkileşim düzeylerini ele almaktadır. Gelişimde bu iki faktörden biri
diğerinden daha etkilidir denilemez. Fakat gelişimde bazı alanlarda (örneğin
fiziksel gelişim) kalıtım daha belirleyici iken; bazı alanlarda (örneğin
duygusal gelişim) çevre daha etkilidir diyebiliriz.
Kişiye özgü
genotipin ( Genotip, anne ve babadan kalıtım yoluyla çocuğa geçen bütün
özelliklere verilen addır.) belirlediği temel yapı sosyal çevre ile
sürekli etkileşerek biçimlenmektedir. Örneğin doğuştan üstün zeka potansiyeline
sahip bebeğin, içinde büyüdüğü aile ve sosyal çevre koşullarının olumlu olması
halinde gelişebileceği açıktır. Ayrıca, genotipi uzun boylu olmak için uygun
yapısal özellikler taşıyan bir bebeğin, dengeli ve yeterli bir beslenme programından
yoksun bırakılması halinde, gerekli ölçüde gelişemeyeceği bilinmektedir. Bu
durum, belli bir genetik özelliğin gelişme potansiyeli ölçüsünde
gelişebilmesinin, sosyal çevrenin zenginleştirilmesine bağlı olduğunu
göstermektedir. Sosyal çevrenin zenginleştirilmesi terimi bir genetik özelliğin
gelişebilmesi için, yeterli miktarda uyarıcı sağlanmasını tanımlamaktadır.
Sosyal fakirleştirme ise belli bir gelişim potansiyelinin ortaya çıkmasına
engel olan etmenleri tanımlamaktadır. Sosyal fakirleştirme ve zenginleştirme
terimlerini örnekler ile açıklayalım. Aynı zeka düzeyinde bulunduğunu
varsaydığımız iki öğrenciden biri, etkin ve kalıcı öğrenme için gerekli olan
tüm koşullara sahiptir. Aile, okul ve sosyal çevrede öğrenmeyi kolaylaştıran ve
yönlendiren bir eğitsel yaklaşım egemendir. Bu bağlamda öğrenci etkin olarak
sürece katılmakta, olumlu davranışları pekiştirilmekte ve olumsuz davranışları
hakkında sürekli ve düzeltici hareketler sağlanmaktadır. İkinci öğrenci ise
etkin ve kalıcı öğrenme için gerekli olan bir çok koşula
sahip değildir. Aile, okul ve sosyal çevrede eğitime ve
eğitsel başarıya daha az önem verilmektedir. Ayrıca çocuk davranışlarını
yönlendirecek ödül ve cezadan yoksundur. Bu çerçevede sosyal
zenginleştirme ve fakirleştirme göstergelerinin sayısını arttırmak mümkündür.
Fakat bu sonucu değiştirmez; çünkü başlangıç aynı kalıtsal özelliklere ve
yaşantı birikimine sahip iki çocuktan birincisi, her açıdan ikincisine oranlada
daha yüksek gelişme gösterecektir.
Gelişimde
çevrenin bireye şu yönlerden etkisi söz konusudur.
-Öğrenme
çevresinde yer alan uyarıcılar; çocuğun işitme, görme, dokunma gibi
yaşantılarını zenginleştirir.
-Öğrenme çevresi, çocuğa yaptığı davranışların doğruluğu ya da yanlışlığı
hakkında bilgi verir. Bu bilgilere göre davranışın devam edip
etmeyeceği belirlenir.
-Öğrenme çevresinde yer alan modeller bir çok davranışın (dili kullanma; görgü
kuralları, bilgi edinme; problem çözme v.b.) öğrenilmesini sağlar. Çocuklar
kendilerine sunulan davranışları gözler, hazırlanır ve dikkat eder.
-Öğrenme çevresinde yer alan kurallar çocuğun hareketlerini sınırlar ya da
geliştirir. Öğretmenler ve anne babalar çocukların davranışlarını kontrol
ederler. Buna göre, öğretmenlerin ve anne babaların, çocukların davranış
gelişiminde kontrolü sağlama yönünde dikkat etmeleri gereken ilkeler vardır.
Bunlar :
*Çocuğun bir davranışı yapmasına izin vermelidir.
*Çocuğa "yapma", "yerinde dur", "dolapları
karıştırma", "ışığı söndür" " televizyonun kumandasıyla
oynama" gibi davranış gelişimini kısıtlayan, emir verici
iletiler kullanmamalıdır.
*Çocuğun belli bir risk ve tehlike taşıyan davranışları yapmaması için onun
anlayacağı şekilde açıklamalarda bulunmalıdır.
*Hiçbir şekilde olmayacak ve karşılanması mümkün olmayan isteklerinin kesin bir
dille olmayacağını ifade etmek gerekmektedir. (örneğin; yağmurlu ve soğuk
havada dışarı çıkamayacağını ya da alışverişte her istediğinin alınamayacağını)
*Çocuklara başarılı olabilecekleri ortamlar yaratılmalıdır.
*Çocukların güven duyguları geliştirilmelidir.
Zaman; Gelişim döneminde kalıtım ve çevrenin
özellikleri ile birlikte yeniliklerin ve değişimlerin oluşturduğu
zaman bölümüdür. Gelişimi etkileyen en önemli faktörlerdendir. Zaman aynı
zamanda “Teknolojik Gelişmeler” “Siyasi Olaylar” “Kültürel Gelişmeler”
açısından büyük önem taşımaktadır.Örneğin; günümüzde okul
öncesi eğitim yaygınlaştığı için çocuklar
ilköğretime önceki yıllara göre daha
hazırlıklı gitmektedirler
4. Gelişim, Baştan Ayağa, İçten Dışa Doğrudur.
Gelişim
baştan ayağa, içten dışa doğrudur. Aynı zamanda , merkezden çevreye doğru
giden bir açılım gösterir. Yeni doğan bir bebeğin yaşı, vücuduna göre daha
büyüktür. Bunun sebebi, vücudun diğer organlarının gelişimini kontrol edecek
olan beynin gelişimidir. Buna göre; bebek, önce başını ve omuzlarını; sonra
kollarını ve ayaklarını kontrol eder.
Döllenmeden
sonra embriyo döneminden fetüse geçişte ilk gelişen organ beyin ( merkezi sinir
sistemi) dir. Daha sonra omurilik ve iç organlar oluşur.
Merkezi sinir sisteminden ( beyin) sonra oluşan organlar kalp ve sindirim
sistemidir. Daha sonra bu sıra merkezden çevreye (dışa) doğru devam eder.
Gelişim
genelden özele doğrudur. Çocuklar önceleri tüm vücutlarıyla hareket eder ve
kaba hareketleri gösterir daha sonra organlarını kullanır ve inceltilmiş
(estetik) davranışları gösterir. Yani çocuk önce kaba motor kaslarını ardından
ince motor kaslarını kullanır. Çocuklar bir nesneyi tutarken önceleri bütün
vücuduyla tutar. Daha sonraları küçük kasları gelişerek önce elleriyle sonrada parmaklarıyla
tutarlar. Çocuk bir nesneyi önce avucu ile yakalamayı sonra ise parmakları ile
tutmayı başarır. Çocuk önce yürür sonra hoplar ve zıplar. 2-3 yaşındaki
çocuklar oyuncak seçiminde daha büyük oyuncakları tercih ederler. Yaşları
büyüdükçe küçük (legolar-yapbozlar) oyuncaklara yönelirler.
5. Gelişim, Bir Bütündür (gelişim alanları birbiriyle ilişkilidir.)
Gelişim, psikologlarının belirlemiş olduğu gelişimsel ödevler grupların
ortalama düzeyleri ile ilgilidir ve özel anlamda bireylere uygulanmaz. Bu
nedenle her bireyin gelişimi farklıdır ve o bireye özgüdür.
Gelişim alanları (zihinsel, bedensel,sosyal ve duygusal) birbirleriyle
etkileşim içinde düzenli olarak ilerler. Bir gelişim alanındaki değişim
diğerlerini de olumlu ya da olumsuz olarak etkiler. Örneğin; derslerinde
çalışkan olarak bilinen bir öğrenci, başkalarının yoğun ilgisini çeker ve
sevilir. Sevildiği içinde kendisine güveni gelişir ve sosyal ilişkilerinde
aktif olur. Böylece bir alandaki gelişim özelliği başka bir alandaki gelişim
özelliğini desteklemiş olur. Diğer bir örnek, sınıf arkadaşlarına göre boyu
kısa, çelimsiz bir çocuk, başkalarının ilgisini çekemeyecek, böylece sosyal
ilişkileri zayıf kalacak duygusal gelişimi de olumsuz etkilenecektir. Sonuç
olarak gelişim tüm alanların birbiriyle etkileşimine göre gerçekleşir.
6. Gelişimde, Bireysel Farklılıklar Bulunur.
Gelişimde "olgunlaşma ve öğrenme" önemlidir. Olgunlaşma, daha çok
kalıtıma bağlıdır. Öğrenme ise, çevre ile olan etkileşimle kazanılan
yaşantılara bağlıdır. Bireylerin kalıtımsal özellikleri ve çevre ile olan
yaşantıları farklı olduğu için gelişim bireylere göre farklılıklar
gösterebilir. Bazı çocuklar 10 aylık olduğunda ayakta durabilirken, bazıları 12
aylık olduğunda ayakta durabilir. İlköğretime yeni başlayan çocuklar ilk okuma
yazma davranışlarını farklı zamanlarda kazanabilirler.Bu nedenle
çocukları birbirleriyle kıyaslamak doğru olmaz.
Gelişimde bireysel farklılıkları dört ana grupta toplamak mümkündür.
- Zeka
- Sosyo-ekonomik düzey
- Cinsiyet
- Kültür.
7. Gelişimde Kritik Dönemler Vardır.
Çevresel olay ve uyarıcıların, çocuğun gelişiminde ve öğrenmesinde daha
şiddetli ve kalıcı etkiye sahip olması "kritik dönem" olarak
açıklanır. Buna göre, organizmanın belli dönemlerde, belli öğrenme
yaşantılarına ve çevresel uyaranlara daha duyarlı olduğu gelişim dönemleri
bulunur. Bu dönemde çevre uyaranları düzenlenerek ve çocuğa uygun yaşantılar
kazandırılarak gelişim ödevleri kazandırılmalıdır. Belirli
özellikler-davranışlar ilgili dönemde organizma tarafından kazanılmadığında,
ilerde zorlanma görülür. Örneğin; bir bebek yaşıtlarına göre daha erken
doğmamışsa o bebeğin konuşmasıyla ilgili kritik dönem 12 ay, 15 ay
arasıdır.Bu bebeğin 36 ayda konuşmaya başlaması, o bebeğin konuşmayla ilgili
olarak kritik dönemin geçildiğini gösterir. Kritik dönemde yani 12-15 ay
arasında bu bebeğin konuşmasıyla ilgili bazı sorunlar yaşanmış
olabilir.Yine ilköğretim çağında okula gitme fırsatı olmayan erişkinin
daha sonra okuma yazma öğrenme süresi daha uzun olmakta ve
daha zor öğrenmektedir.