28 Haziran 2016 Salı

LYS SONRASINDA YGS' DEKİ GİBİ BİR YIĞILMA OLUR MU?


Bu yıl son yıllara nazaran sürprizlerle dolu bir yıl oldu, üniversite sınavları ve sonuçları açısından. YGS sonuçları açıklandıktan sonra tüm uzmanların hemfikir olduğu bir olay yaşandı; Bir puan aralığına düşen öğrenci sayısındaki artış. Yani sürekli kullandığınız yığılma… 
Zaten sınava başvuran aday sayısının artması, doğal olarak bir puan aralığına düşen aday sayısını da artırır. Ancak bu yıl artışın biraz yüksek seyretmesini, sınavın ve puan almanın kolaylığına, buna bağlı olarak belli bir puan aralığında toplanmaya ve barajı geçen aday sayısının artmasına bağladık.
Bundan önceki yıllarda çan eğrisindeki zirve değerler, düşük başarı profilinin yığıldığı grafiğin sol cenahındayken, bu yıl biraz ortaya doğru yanaştı. Aslında bu bir başarı artışı gibi yorumlansa bile işin aslının öyle olmadığını hepimiz az çok tahmin ediyoruz. Sorular hissedilir ölçüde kolaydı ve grafiğin azıcık sağa çekmesinin yegane sebebi de buydu. Anlayacağınız sınavın kolaylığı barajı geçen aday sayısını artırdı ve nispeten bir önceki yıla oranla daha yüksek bir başarı düzeyi yakalanınca her yıl dengeli bir şekilde dağılan adaylar bu yıl belli bir aralığın içine toplandı.
Örneğin; YGS-2 puan türünde 420-460 puan arasında olan aday sayılarına baktığımızda, 2015 yılında 9 bin aday varken 2016 yılı YGS sonuçlarında 25 bin aday olduğunu görüyoruz.
Pekala, adaylar belirli puan aralıklarına toplandı da ne oldu? Ne var ki bunda? Şu var...
Öğrenci bir hedef belirliyor. Örneğin diyor ki; Ben Selçuk Üniversitesinde Tıp okuyacağım. Ya da ben Eskişehir'de Mühendislik okuyacağım. Bu bölümler geçen sene kaç puan ile almış? Şu kadar puan. Peki ben ne kadar soru cevaplandırırsam o kadar puana ulaşırım?
Fenden şu kadar, matematikten bu kadar...
Yani bir şekilde hedefine giden yolun taşlarını döşemeye başlıyor. Demek ki diyor, şu kadarcık bir başarı gösterirsem bu yolun sonu oraya çıkar diyor.
Kısmen haklı da! Sonuçta bu sınavlar her yıl yapılıyor ve üç aşağı beş yukarı benzer değerler benzer adreslere götürüyor adayları aslında. Sonra ne mi oluyor?
Bir sınav uygulanıyor ve öğrencinin kendine hedef belirlerken referans olarak kullandığı sınavlardan apayrı bir tablo çıkıyor karşısına. “E güzel!” diyor.
Nasıl olsa geçen sene bilmem hangi dersten 40 yapan diğer bilmem ne dersinden 35 yapan buraya girebiliyormuş. Ben bu sene daha iyisini yaptım deyip hedeflediği bölümü cepte veya çantada keklik olarak görmeye başlıyor.
Örneğin 2015 Ygs sonuçları göz önüne alındığında bu yılın sonuçları ile aradaki farklılık hemen göze çarpar. İki yılın sonuçları arasında marjinal farkın olması, aday öğrenci açısından travmatik bir süreci maalesef beraberinde getirebiliyor.
Bir puan aralığına düşen aday sayısını sonuçların açıklandığı günlerde grafiklerle sosyal paylaşım hesaplarımdan paylaşmıştım. 40 puanlık bazı aralıklarda fazladan 100 bine varan adayın yer aldığını açık açık görüyorsunuz.  

Yukarıdaki grafikte; YGS-1 puanları verilmiştir ve bu puanla 2013, 2014, 2015, 2016 yıllarında adayların Türkiye’deki sıralamaları verilmiştir. Gördüğünüz gibi 2016 yılında yığılmalardan dolayı öğrencilerin sıralamaları daha da gerilemiş durumda.
Puanların yüksek yüksek gelmesine rağmen sıralamada sahaya yansımaması adaylar açısından kötü bir sürpriz oldu. Tabi böyle bir tablonun olası sonuçlarının neler olabileceği dillendirilince de tüm üniversite adaylarını kara bir düşünce aldı. Nasıl olacak da sıralamada daha iyi bir yer edineceğiz ve bu kadar puanla bu sıra reva mı gibi... geçen sene benim puanımı alan benden 6 bin kişi, daha önde, bu nasıl iş hocam diye yanıma gelenlerin, twitter gibi sosyal medyada soranların haddi hesabı yoktu.
Şunu peşinen kabul etmek gerekiyor sevgili arkadaşlar; sıralama sınavlarının gerçekliği bu! Bazı yıllar bu tür sürprizlere hep gebedir ve bu yıl da sınavın yapısı böyle bir durumun yaşanmasına neden oldu. Çok soru cevaplandırdınız, iyi puanlar aldınız ama herkes çok soru yapıp iyi puan alınca herkes sıralamada birbirini arkaya itmeye çalıştı.
Bu arada yeni sorular ve kaygılarımız oldu, üniversite adayları olarak. Ygs’ deki bu sıkışma LYS'de de devam ederse! Orada da bir puan aralığına YGS' deki kadar aday düşerse halimiz nice olur?
Nasıl kazanacağız olum biz bu üniversiteyi?
Hemen işin başında şunu söylemekte fayda var:
 “LYS' de aynı sayıda sıkışma yaşanması matematiksel, istatistiksel olarak mümkün değildir”.
Sevgili üniversite adayı arkadaşlar; LYS'  lerde Ygs deki boyutta bir yığılma olmaz rahat olun ama yine de az da olsa yığılmanın yaşanmasını bekliyoruz. Özellikle TM ve TS puan türleri için bu yığılmalar anlamlı olabilir.
Hemen bir örnek ile durumu açıklayayım. Önce tablomuzu görelim sonra üzerine konuşalım.

Tablo 2015 yılına ait. YGS-1 ve YGS-2 puan türlerinde 100 ile 500 puan aralığında ortalama her bir puan aralığına kaç aday düşmüş ve yine MF puan türlerinin tamamında aynı puan aralıklarına kaç aday düşmüş? Bunu görüyorsunuz.  Yani teknik olarak sıkışmanın az olduğu yıllarda bile böyle bir farklılık yaşanıyor. YGS' de 1 puan içine 4.861 kişi yerleşiyorken LYS' nin MF ayağında 1.473'e düşüyor 1 puana sıkışan aday sayısı.

Ama hocam 2016'da durum farklı çok aday sıkıştı. Onu da sizler için inceledik ve rakam 4.861'den 5.210'a çıkmış. Bütün gürültünün sebebi bu. Yani 1 puan aralığına sıkışan fazladan 349 aday.

Duruma bu perspektiften bakınca LYS' de sıkışmanın 3-4 binlere çıkmayacağını görmemiz gerekiyor. Yani panik yok gençler. Uygulanan bu LYS' ler bu sıkışıklığı fazlasıyla dağıtır merak etmeyin.
Sonuçta 900 bin civarında kontenjan açılıyor olacak ve buna sizler yerleşeceksiniz. Ama yüksek puanla, ama düşük puanla, olaya böyle bakın birazda.
Burada şuna dikkat etmemiz gerekiyor. LYS’ ler sonrasında öğrencilerden aldığımız netler ve yorumlar sonrasında, geometri, fizik, coğrafya-1 gibi dersler öğrencileri zorlamış. Ancak genele bakıldığında sınavın yapılabilirlik oranının geçen yıllara göre daha yüksek olduğu söylenebilir. Şimdi üniversite adayları 2015 puanlarına bakıyorlar, puan hesaplama motorlarından netlerini yazıp puanlarını hesaplıyorlar ve sıralamalarını tahmin ediyorlar. Arkadaşlar şunu peşinen söyleyeyim sadece 2015 verileriyle yaptığınız analiz şimdilik moralinizi yükseltir lakin sonrasında sizi üzer! Örneğin; 2015 verileriyle yaptığınız hesaplama sonrasında elde ettiğiniz bir tahmini sıralama olsun. Tahmini sıranızın 10 bin fazlasını düşünmeyin. Bu doğrusal bir değer değil, kümülatif. Bir yerde 10 bin bir yerde 30 bin olacaktır. Ya da ilk 10 binlerde isen 2 bin olacaktır mesela…
Bilinmelidir ki; 2016 YGS ve LYS' de kağıtlar yeniden karıldığı için 2015 yılına ait tüm veriler (YÖK Atlas da dahil) birebir gerçekleşmeyecektir. YÖK atlas yine de önemli bir başvuru kaynağınız olsun. Netlere ve puanlara bakmayın ama sıralar kısmını mutlaka inceleyin!
İstatistiği puan skalasının tamamından alınca tabi rakamlar biraz rasyonelleşir ama sıkışmanın yoğun aralıkta biraz farklı olur. Hemen ona da baktım ve durum şu; yoğunluğun fazla olduğu aralık yani 180 ile 250 puan arası. Bu aralıkta YGS' de 1 puanlık dilime 6 bin 279 aday düşüyor. Yani bu puan aralığında fazladan 1 puan aldığınızda ortalama 6 bin 3 yüz'e yakın bir aday kitlesini arkanıza almış oluyorsunuz. Peki LYS' de durum ne? MF puan türü itibariyle bu aralıkta 2 bin 15 aday var.

"Nereye gitti olum bu kadar adam?" diyesi geliyor insanın...

Sistem daha işin başında eleyerek bu noktaya geldiği için böyle bir olay yaşanıyor.
 
Aslında öğrenci jargonuna son yıllarda girmiş olan "çekme" kavramında işin sırrı burada gizli. 


Bir de ilk 10 bindeki adayların durumları ne olur buna bakalım isterseniz; örneğin ygs-1'de 451 puan alan bir aday 2015' te Türkiye 2150.cisi olmuşken, 2016 yılında 8250.cisi olabilmiştir. Görüldüğü gibi bu puanda 6 bin kişilik bir yığılma vardır.

Asıl merak ettiğiniz sorunun cevabına gelelim...

LYS' de durum ne olur?

Bir 2015 puan ve sıra hesaplama motoruna, LYS netlerinizi ve OBP etkisini de dahil ederek girdiğinizde aldığınız puan 451 olsun ve karşınıza gelen sıralama X olsun. Ygs' deki gibi 6 bin kişilik bir gerileme olmayacaktır (X+6000). Büyük ihtimalle 2015 LYS verilerinden sapma ortalama olarak 1500-3000 kişi aralığında olacaktır. DİKKAT: Bu puan aralığında bu kadar kişi geriler. 350 puanlı bir aday için kümülatif bir durum olduğundan daha fazla kişi gerileyecektir.


Sevgili  üniversite adayları bana sorarsanız, sınavdaki netlerinizi şimdilik hiç bir teraziye koymayın ve moralinizi bozmayın. İlginç bir sınav yılı yaşıyoruz çünkü. Sabırla ve iyi temennilerle gerçek sonuçların açıklanmasını beklemekte fayda var. Ayrıca önemli bir dipnot olarak söyleyeyim; “Kimsenin moralinizi bozmasına izin vermeyin”.

27 Haziran 2016 Pazartesi

LYS SÜRECİ VE SONRASI- (AİLELERE DÜŞEN GÖREVLER)



Bu ülke gerçekleri içerisinde, insanın hayatında başka hiçbir dönemde yaşayamayacağı bir dönemdir LYS hazırlık dönemi...

Lise son sınıfta hayaller kurarsın kendince. Üniversite yılların gözünde canlanır, kızlar, arabalar, ortamlar, tabi ki dersler ve gelecek planları... 
Çabalarsın tüm bunlara kavuşma düşüncesiyle... 
Elinden geleni değil daha da iyisini yaparsın, geceler gündüzüne karışır, testler, fasiküller olur yatağın yorganın... 
Güneşli sabahlarda hangi açıyla düştüğünü hesaplarsın, yolculuklarında A şehri B şehrine karışır, stres attığın her havuzda kaç saatte boşaltılır hesabında olursun, yediğin yemeklerin tadı olmaz, tuzu olmaz, sen önündeki o sınav için var gücünle çalışırsın...

Ailen sana hiç olmadığı kadar iyi davranır, destek olur, yardımcı olur, anlayışlı olur, olur da olur… 
Bir dediğin iki edilmez o dönem, kurslardan ya da okuldan eve dönüşlerde yemekler hep hazırdır, çaylar demlidir, fındıklar, fıstıklar, cipsler hazırdır. 
Uzak akrabalar arar bazen, moral verirler, keyiflendirirler. Hatta bazısı çıkagelir bir anda… 
Dualar her daim okunur, namazlar kılınır, tek bir istek vardır ailenin okuyacak çocuğundan: iyi bir üniversite kazanması…

Bütün bu beklentileri karşılayabilmek zordur. Heyecanlandırır insanı, bazen zorlar, ağlatır. Ya yapamazsam endişesi sarar her yanını! 
Sınav yaklaştıkça ailede de aynı tedirginliği görmeye başlarsın. Ne kadar emek veriyor olsan da, ne kadar çalışsan da olmayabilir hissi vardır hep içinde... 
En kötüsü de ailenin sana -olmassa da olmaz, canın sağolsun senin- derken gözlerinde farkettiğin hüzündür ve sen bunları gördükten sonra o sınav için daha çok motive olursun… 
Kendini ailene ispatlaman, akrabalara ispatlaman ama en önemlisi kendine ispatlaman gerekir… 
Günler birbirini kovalar, aylar sıra sıra geçer ve o gün gelir çatar... Aylarca verdiğin emeğin karşılığını alabilmen için sana sunulan bilmem kaç dakikalık sınav günü…

Geceden erken uyuma planı yaparsın, sabah uykusuz olmayayım dersin. 
Kahvaltıların hazırdır sabah, tost kokuları uyandırır seni alarmın çalmadan, zaten uyumamıştın ki, zor olmadı uyanmak!.. 
Kahvaltılar yapılır, anne baba çocuklarıyla birlikte sınav yerine giderler (her zaman ki gibi en uçtaki merkeze, en merkezdeki en uca).
Sınav saati gelir, otogarda çocuğunu yolcu eden insanlar gibi vedalaşılır üniversite adayıyla. 
İçeride üniversite sınavı, dışarıda ise bekleme sınavı başlar. Hangisi daha zordur bilinmez.

Geçer saatler ve çıkış süreci başlar, o çok merak edilen sınav bitmiştir artık. 
Gözlerinde görmeye çalışır aileler iyi geçmiş sınav haberlerini çocuklarının. 
Kimisinde vardır bu ışıltı, kimisinde ise hüzün vardır, pişmanlık vardır…

Sınavdan sonra eğlenceler devam eder, sonuçlar açıklanana kadardır bu eğlenceler bazıları için… 
Taa ki sonuçların açıklandığı gün işler farklı bir hal alır birçoğu için... 
Lys sonuçları sonrası yaşam başlar, tıpkı sıradan bir gün gibi başlar, o gün de güneş doğar, o gün de insanlar işine gider, o gün de birileri üniversite kazanma mutluluğu yaşar. Ama hayat devam eder, yaşam devam eder.
LYS ‘de umduğunu bulamayan öğrenciler ailelerinden görecekleri tepki ile ilgili kaygı yaşıyor. Çocukların en çok desteğe ihtiyaç duydukları bu dönemde ailelerin nasıl davranması gerektiği çok önemlidir. 
Üniversite sınavları “hayat sınavları” içerisinde yer alan sınavlardan sadece bir tanesi ve üniversite sınavlarında istenilen sonuçları alamayan öğrenciler için dünyanın sonu gelmiş gibi bir algı oluşturmak da hiç doğru değil. Burada en büyük görev ailelere düşmektedir.
LYS öncesinde olduğu kadar sınav sonrasında da ailelerin çocuklarına yaklaşımları çok önemlidir. 
Aşırı disiplinli ailelerin çocukları görecekleri tepkiden korktukları için yoğun stres yaşamaktadırlar. 
Sınava hazırlanmak için elinden geleni yapan fakat sınavdan beklentisinin altında sonuç alan bir çocuğu aile öncelikle gösterdiği çaba için takdir etmelidir. 
Eğer çocuğunuza aksi bir tutum sergilerseniz bundan sonrası için “Ne yapsam olmuyor” psikolojisine girip motivasyonunu ve özgüvenini kaybedebilir.
“Katı tutumlu bir ailenin çocuğu sınavı kötü geçecek diye değil ailesinin vereceği tepkiden dolayı endişe duyar. Sonuca değil nedene odaklanılmalı ve çocuğunuzu sonuç ne olursa olsun gösterdiği çabadan dolayı takdir etmelisiniz”. Sonucun olumsuz olmasına sebep olan nedenlere odaklanılması çözüme ulaştırır.
 Ailelere 4 Önemli Öneri
 1-Çocuklarınıza vereceğiniz en değerli hediye ilgi ve zamanınızdır.
 2- Sonuç ne olursa olsun çocuğunuzu elinden geleni yaptığı için takdir etmelisiniz.
 3- Kendini sınav sonucuna göre “değersiz” ve “yetersiz” hisseden çocukların özgüveni düşer ve gireceği diğer sınavlara yönelik korkusu artar.
 4- Gelecekle ilgili karamsar olmak, gençlerin dalgalanan ruh halini daha olumsuz yapar. Çocuklarımızı her zaman destekleyerek, motive ederek geleceklerine ışık tutmalıyız.

http://www.konyayenigun.com/M_Alper_Yolcu_LYS_Sureci_ve_Sonrasi_yazi5961.html