Bu yıl son
yıllara nazaran sürprizlerle dolu bir yıl oldu, üniversite sınavları ve sonuçları
açısından. YGS sonuçları açıklandıktan sonra tüm uzmanların hemfikir olduğu bir
olay yaşandı; Bir puan aralığına düşen öğrenci sayısındaki artış. Yani sürekli
kullandığınız yığılma…
Zaten sınava
başvuran aday sayısının artması, doğal olarak bir puan aralığına düşen aday
sayısını da artırır. Ancak bu yıl artışın biraz yüksek seyretmesini,
sınavın ve puan almanın kolaylığına, buna bağlı olarak belli bir puan
aralığında toplanmaya ve barajı geçen aday sayısının artmasına
bağladık.
Bundan önceki yıllarda çan eğrisindeki zirve
değerler, düşük başarı profilinin yığıldığı grafiğin sol cenahındayken, bu yıl
biraz ortaya doğru yanaştı. Aslında bu bir başarı artışı gibi yorumlansa bile
işin aslının öyle olmadığını hepimiz az çok tahmin ediyoruz. Sorular hissedilir
ölçüde kolaydı ve grafiğin azıcık sağa çekmesinin yegane sebebi de buydu. Anlayacağınız
sınavın kolaylığı barajı geçen aday sayısını artırdı ve nispeten bir önceki
yıla oranla daha yüksek bir başarı düzeyi yakalanınca her yıl dengeli bir
şekilde dağılan adaylar bu yıl belli bir aralığın içine toplandı.
Örneğin;
YGS-2 puan türünde 420-460 puan arasında olan aday sayılarına baktığımızda,
2015 yılında 9 bin aday varken 2016 yılı YGS sonuçlarında 25 bin aday olduğunu
görüyoruz.
Pekala,
adaylar belirli puan aralıklarına toplandı da ne oldu? Ne var ki bunda? Şu
var...
Öğrenci bir
hedef belirliyor. Örneğin diyor ki; Ben Selçuk Üniversitesinde Tıp okuyacağım. Ya
da ben Eskişehir'de Mühendislik okuyacağım. Bu bölümler geçen sene kaç puan ile
almış? Şu kadar puan. Peki ben ne kadar soru cevaplandırırsam o kadar puana
ulaşırım?
Fenden şu kadar, matematikten bu kadar...
Fenden şu kadar, matematikten bu kadar...
Yani bir
şekilde hedefine giden yolun taşlarını döşemeye başlıyor. Demek ki diyor, şu
kadarcık bir başarı gösterirsem bu yolun sonu oraya çıkar diyor.
Kısmen haklı da! Sonuçta bu sınavlar her yıl yapılıyor ve üç aşağı beş yukarı benzer değerler benzer adreslere götürüyor adayları aslında. Sonra ne mi oluyor?
Bir sınav uygulanıyor ve öğrencinin kendine hedef belirlerken referans olarak kullandığı sınavlardan apayrı bir tablo çıkıyor karşısına. “E güzel!” diyor.
Nasıl olsa geçen sene bilmem hangi dersten 40 yapan diğer bilmem ne dersinden 35 yapan buraya girebiliyormuş. Ben bu sene daha iyisini yaptım deyip hedeflediği bölümü cepte veya çantada keklik olarak görmeye başlıyor.
Kısmen haklı da! Sonuçta bu sınavlar her yıl yapılıyor ve üç aşağı beş yukarı benzer değerler benzer adreslere götürüyor adayları aslında. Sonra ne mi oluyor?
Bir sınav uygulanıyor ve öğrencinin kendine hedef belirlerken referans olarak kullandığı sınavlardan apayrı bir tablo çıkıyor karşısına. “E güzel!” diyor.
Nasıl olsa geçen sene bilmem hangi dersten 40 yapan diğer bilmem ne dersinden 35 yapan buraya girebiliyormuş. Ben bu sene daha iyisini yaptım deyip hedeflediği bölümü cepte veya çantada keklik olarak görmeye başlıyor.
Örneğin
2015 Ygs sonuçları göz önüne alındığında bu yılın sonuçları ile aradaki
farklılık hemen göze çarpar. İki yılın sonuçları arasında marjinal farkın
olması, aday öğrenci açısından travmatik bir süreci maalesef beraberinde getirebiliyor.
Bir puan
aralığına düşen aday sayısını sonuçların açıklandığı günlerde grafiklerle
sosyal paylaşım hesaplarımdan paylaşmıştım. 40
puanlık bazı aralıklarda fazladan 100 bine varan adayın yer aldığını açık açık
görüyorsunuz.
Yukarıdaki grafikte; YGS-1 puanları verilmiştir ve bu puanla 2013, 2014, 2015, 2016
yıllarında adayların Türkiye’deki sıralamaları verilmiştir. Gördüğünüz gibi
2016 yılında yığılmalardan dolayı öğrencilerin sıralamaları daha da gerilemiş
durumda.
Puanların
yüksek yüksek gelmesine rağmen sıralamada sahaya yansımaması adaylar açısından
kötü bir sürpriz oldu. Tabi böyle bir tablonun olası sonuçlarının neler
olabileceği dillendirilince de tüm üniversite adaylarını kara bir
düşünce aldı. Nasıl olacak da sıralamada daha iyi bir yer edineceğiz ve bu
kadar puanla bu sıra reva mı gibi... geçen sene benim puanımı alan benden 6 bin
kişi, daha önde, bu nasıl iş hocam diye yanıma gelenlerin, twitter gibi sosyal
medyada soranların haddi hesabı yoktu.
Şunu peşinen
kabul etmek gerekiyor sevgili arkadaşlar; sıralama sınavlarının gerçekliği bu!
Bazı yıllar bu tür sürprizlere hep gebedir ve bu yıl da sınavın yapısı böyle
bir durumun yaşanmasına neden oldu. Çok soru cevaplandırdınız, iyi puanlar
aldınız ama herkes çok soru yapıp iyi puan alınca herkes sıralamada birbirini
arkaya itmeye çalıştı.
Bu arada
yeni sorular ve kaygılarımız oldu, üniversite adayları olarak. Ygs’ deki bu
sıkışma LYS'de de devam ederse! Orada da bir puan aralığına YGS' deki kadar
aday düşerse halimiz nice olur?
Nasıl kazanacağız
olum biz bu üniversiteyi?
Hemen işin
başında şunu söylemekte fayda var:
“LYS' de aynı sayıda sıkışma yaşanması
matematiksel, istatistiksel olarak mümkün değildir”.
Sevgili üniversite
adayı arkadaşlar; LYS' lerde Ygs deki
boyutta bir yığılma olmaz rahat olun ama yine de az da olsa yığılmanın
yaşanmasını bekliyoruz. Özellikle TM ve TS puan türleri için bu yığılmalar
anlamlı olabilir.
Hemen bir
örnek ile durumu açıklayayım. Önce tablomuzu görelim sonra üzerine konuşalım.
Tablo 2015 yılına ait. YGS-1 ve YGS-2 puan türlerinde 100 ile 500 puan aralığında ortalama her bir puan aralığına kaç aday düşmüş ve yine MF puan türlerinin tamamında aynı puan aralıklarına kaç aday düşmüş? Bunu görüyorsunuz. Yani teknik olarak sıkışmanın az olduğu yıllarda bile böyle bir farklılık yaşanıyor. YGS' de 1 puan içine 4.861 kişi yerleşiyorken LYS' nin MF ayağında 1.473'e düşüyor 1 puana sıkışan aday sayısı.
Ama hocam 2016'da durum farklı çok aday sıkıştı. Onu
da sizler için inceledik ve rakam 4.861'den 5.210'a çıkmış. Bütün gürültünün
sebebi bu. Yani 1 puan aralığına sıkışan fazladan 349 aday.
Duruma bu perspektiften bakınca LYS' de sıkışmanın 3-4
binlere çıkmayacağını görmemiz gerekiyor. Yani panik yok gençler. Uygulanan bu
LYS' ler bu sıkışıklığı fazlasıyla dağıtır merak etmeyin.
Sonuçta
900 bin civarında kontenjan açılıyor olacak ve buna sizler yerleşeceksiniz. Ama
yüksek puanla, ama düşük puanla, olaya böyle bakın birazda.
Burada
şuna dikkat etmemiz gerekiyor. LYS’ ler sonrasında öğrencilerden aldığımız
netler ve yorumlar sonrasında, geometri, fizik, coğrafya-1 gibi dersler
öğrencileri zorlamış. Ancak genele bakıldığında sınavın yapılabilirlik oranının
geçen yıllara göre daha yüksek olduğu söylenebilir. Şimdi üniversite adayları
2015 puanlarına bakıyorlar, puan hesaplama motorlarından netlerini yazıp puanlarını
hesaplıyorlar ve sıralamalarını tahmin ediyorlar. Arkadaşlar şunu peşinen
söyleyeyim sadece 2015 verileriyle yaptığınız analiz şimdilik moralinizi
yükseltir lakin sonrasında sizi üzer! Örneğin; 2015 verileriyle yaptığınız
hesaplama sonrasında elde ettiğiniz bir tahmini sıralama olsun. Tahmini
sıranızın 10 bin fazlasını düşünmeyin. Bu doğrusal bir değer değil, kümülatif.
Bir yerde 10 bin bir yerde 30 bin olacaktır. Ya da ilk 10 binlerde isen 2 bin
olacaktır mesela…
Bilinmelidir
ki; 2016 YGS ve LYS' de kağıtlar yeniden karıldığı için 2015 yılına ait tüm
veriler (YÖK Atlas da dahil) birebir gerçekleşmeyecektir. YÖK atlas yine de
önemli bir başvuru kaynağınız olsun. Netlere ve puanlara bakmayın ama sıralar
kısmını mutlaka inceleyin!
İstatistiği puan skalasının tamamından alınca tabi
rakamlar biraz rasyonelleşir ama sıkışmanın yoğun aralıkta biraz farklı olur.
Hemen ona da baktım ve durum şu; yoğunluğun fazla olduğu aralık yani 180 ile
250 puan arası. Bu aralıkta YGS' de 1 puanlık dilime 6 bin 279 aday düşüyor.
Yani bu puan aralığında fazladan 1 puan aldığınızda ortalama 6 bin 3 yüz'e
yakın bir aday kitlesini arkanıza almış oluyorsunuz. Peki LYS' de durum ne? MF
puan türü itibariyle bu aralıkta 2 bin 15 aday var.
"Nereye gitti olum bu kadar adam?" diyesi geliyor insanın...
Sistem daha işin başında eleyerek bu noktaya geldiği
için böyle bir olay yaşanıyor.
Aslında öğrenci jargonuna son yıllarda girmiş olan "çekme" kavramında işin sırrı burada gizli.
Bir de ilk 10 bindeki adayların durumları ne
olur buna bakalım isterseniz; örneğin ygs-1'de 451 puan alan bir aday 2015' te Türkiye 2150.cisi olmuşken, 2016 yılında 8250.cisi olabilmiştir. Görüldüğü gibi bu puanda 6 bin kişilik bir yığılma vardır.
Asıl merak ettiğiniz sorunun cevabına gelelim...
LYS' de durum ne olur?
Bir 2015 puan ve sıra hesaplama motoruna, LYS netlerinizi ve OBP etkisini de dahil ederek girdiğinizde aldığınız puan 451 olsun ve karşınıza gelen sıralama X olsun. Ygs' deki gibi 6 bin kişilik bir gerileme olmayacaktır (X+6000). Büyük ihtimalle 2015 LYS verilerinden sapma ortalama olarak 1500-3000 kişi aralığında olacaktır. DİKKAT: Bu puan aralığında bu kadar kişi geriler. 350 puanlı bir aday için kümülatif bir durum olduğundan daha fazla kişi gerileyecektir.
Sevgili
üniversite adayları bana sorarsanız, sınavdaki netlerinizi şimdilik hiç
bir teraziye koymayın ve moralinizi bozmayın. İlginç bir sınav yılı yaşıyoruz
çünkü. Sabırla ve iyi temennilerle gerçek sonuçların açıklanmasını beklemekte
fayda var. Ayrıca önemli bir dipnot olarak söyleyeyim; “Kimsenin moralinizi
bozmasına izin vermeyin”.


